solcucocuk@hotmail.com « Önceki | Sonraki »

7/5/2008

UNUTMAYACAĞIZ UNUTMAYACAĞIZ UNUTMAYACAĞIZ UNUTTURAMAYACAKLAR...


  36 yıl geçti tam 36 yıl. Türkiye'nin bağımsızlığını istedikleri için idam edildiler. Ama unutulmadılar, unutulamayacakalar.
   
    Deniz'lerden teslim aldıkları bağımszlık bayrağını 36 yıldır taşıyan gençler bu bayrağı sonsuzluğa taşıyacaklarını ve bayrağı teslim aldıkları Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i sonsuzlukta yaşatacaklarını ispatladılar.

    Dün bir dizi etkinlikle anılan Devrimin üç neferi Yurtsever Cepheli Öğrenciler tarafından yapılan yürüyüşle İstanbul'da anıldı. Beyazıt'tan Dolmabahçe'ye yürüyen gençler ellerinde Deniz posteri ile "AKP'yi İSTEMİYORUZ" diye bir kez daha haykırdılar.

   

Kaynak: soL.org.tr

5/5/2008

DENİZ, YUSUF, HÜSEYİN YÜRÜYOR

                                                           

 İdam edilişlerinin 36. yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan içinYurtsever Cepheli öğrenciler yarın saat 14:00'da Beyazıt'tan Dolmabahçe'ye yürüyecek.
   
Ankara'daki anma töreni ise çeşitli örgütlerin katılacağı ortak bir mitngle başlayacak.
Karşıyaka Mezarlığı 2 No'lu kapısında yapılacak miting saat 11:30'da başlıyacak. Ankara'da başka bir anma ise Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampusu'nda yapılacak. TKP'li öğrencilerin yapacağı etkinlik saat 16:30'da  başlayacak.

İzmir'd de Yurtsever Cepheli Öğrenciler yarın denize karanfil bırakacak.  Eylem Alsancak'ta saat 18:00'da başalyacak.

   

3/5/2008

TKP TAKSİMDE



    1 Mayıs'ta yaşanan olaylar ilgili yazı yazmayacaktım ama  yaşanan olayları basın tam olarak verseydi. Maalesef kukla basın yine yaptı yapacağını. Polisin kullandığı 'orantılı gücünü' gösterdi ama Taksim'e çıkanları nedense göstermedi. Çıkanların Türkiye Komünist Partisi üyeleri olmaları bazılarının zoruna gitti galiba.


   İşte basının yayınlamadığı TKP'nin Taksim'deki videosu ve fotoğrafları. 





Kaynak: soL.org.tr



24/4/2008

AYAKLAR 1 MAYIS'TA TEKMEYİ VURACAK

 
    Recep Tayyip Erdoğan önce bir çiftçiye "Ananı da al git" dedi sonra partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada " Ayaklar baş olursa kıyamet kopar" dedi. Bu ülkenin gerçek sahiplerini, emekçileri ayak takımı olarak sınıflandırıyor.

    Başbakan bu sözü söylediğine pişman olacak gibi görünyor. 1 Mayıs'ı 1 Mayıs Meydanı'nda kutlayacağını açıklayan örgütler bu konudaki kararlıklarını bir kez daha gösterdi. 1 Mayıs'ı  tamamen duygusal nedenlerden dolayı "tatilsiz bayram" ilan ederek kendilerini iyi niyetli olarak göstermeye çalışan hükümet de cevabını 1 Mayıs'ta alacak.

    Bu ülkenin emekçileri 1 Mayıs'ta 1 Mayıs Meydanı'da sadece haklarını aramakla kalmayacak. Kendlerini "BAŞ" olarak niteleyenlere TEKMEYİ VURACAK.

21/4/2008

KIRMIZI KARTI ÇOKTAN HAKKETTİLER

                                                   

    İşçi sınıfının en yoğun saldırılara mağruz kalıdığı, kazanımlarının gasp edildiği bu dönemde. İşçi sınıfı gücünü göstermek ve AKP ile hesaplaşmak için 1 Mayıs'ta 1 Mayıs Meyadanı'nda buluşuyor.


    1 Mayıs'ın resmi tatil ilan edilmesi için  yapılan çalışmalar sonuç vermeye başladı ama işçi sınıfının bu noktadan sonra daha dikkatli olması gerekir. AKP 1 Mayıs'ın içini boşaltmak için uğraşıyor. İşçi sınıfının birçok ülkede kutladığı fakat Türkiye'de yasak olan 1 Mayıs kutlamaları bazı ülkelerde gerçek anlamının dışında kutlanıyor. "Bahar Bayramı"  adı altında yapılan kutlamalarda işçi sınıfı hareketi engellenmek isteniyor.


    DİSK'in 500 bin karanfil ile çıkacğı 1 Mayıs Meydanı'nda Türkiye Komünist Partisi emekçilerin haklarını gasp eden AKP'ye  "kırmızı kart" gösterecek.

17/4/2008

1 MAYIS ALANI; KARANFİL BAHÇESİ



                                                

 "1 Mayıs Tertip Komitesi" (DİSK, KESK, , TÜRK-İŞ) tarafından 16 Nisan 2008 günü yapılan ortak açıklamada  1 Mayıs'ta Taksim'de olacaklarını birkez vurguladılar. Yapılan  açıklamada ayrıca "Biz 500 bin emekçi olarak ellerimizde karanfillerimizle, özgürlük türkümüzü hep birlikte söylemek üzere 1 Mayıs'ta Taksim'de olacağız" dendi. 1 Mayıs'ın resmi tatil olarak ilan edilmesini ve "Emeğin Bayramı" olarak kutlanması gerektiğini belirten Tertip Komitesi, "Ne yazık ki ülkemiz, 1 mayıs’ın Emeğin bayramı olarak kutlanmadığı dünyadaki ender ülkelerden biridir"  dedi.

    DİSK Genel Sekreteri Tayfun Örgün,KESK Genel Sekreteri Abdurrahman Daşdemir ve Türk-İş Genel Sekreteri Mustafa Türkel ile 3 konfederasyonun oluşturduğu "1 Mayıs Tertip Komitesi" İçişleri Bakanı ile Cuma günü bir görüşme yapacak. Görüşmede 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlayacaklarını ve 1 Mayıs'ın İşçi Bayramı olarak yasalaşması talebinde bulunacaklar.

    Geçen yıl yaşanan olaylarının önüne geçmek isteyen Bakanlığın görüşmek istediği bildiriliyor.

15/4/2008

TARAFSIZ BÖLGE'NİN KONUĞU KEMAL OKUYAN



    Türkiye Komünist Partisi(TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, bu akşam saat 20:30'da CNNTürk'de yayınlanacak olan Tarafsız Bölge'de Ahmet Hakan'ın konuğu olacak. Programda AB ve gündemdeki son olaylar ele alınacak.

14/4/2008

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİNDEN MEKTUP

“Değerli hocamız,

Hepimiz dehşete düşerek izledik görüntüleri. Öğrenci olmadığı aşikar bir tetikçi öğrencilerin üzerine boşaltıyordu şarjörü. Türkiye’nin gündemine hızla giren bu haber sosyal sigortalar yasası karşısında başlayan kitlesel eylemlerin bile üzerini örterek günlerce baş manşet oldu. Öncelikle sağ sol çatışması dendi. Daha sonra PKK sempatizanlarının yarattığı bir eylem. En son olarak da olayların “kız meselesi” yüzünden çıktığını izledik medyada. Kolay değildi tabi ki elinde silahlı bir tetikçinin elini kolunu sallayarak Üniversite kampusuna girip aynı şekilde çıkabildiği gerçeğinin üzerini örtmek. Özellikle dinci medyanın çabası görülmeye değer. Şimdi sahte bir senaryoyla kendilerinden olmayan herkesi PKK’lı olarak kodluyorlar. Yalandan geçilmiyor. Örneğin üniversite silah deposu imiş, rektör istifa etmeliymiş.

Süreç boyunca herkes konuştu. Bakanlar, MHP, BBP üst düzey yöneticileri, milletvekilleri. Bir tek, üzerlerine kurşun sıkılan, yurtlardan atılan öğrencileri göremedik medyada. Şimdi biz Yurtsever Cepheli öğrenciler olarak sahte görüşleri ve toparladığımız gerçekleri açıklamaya çalışacağız:

     Bu olaylarda Akdeniz üniversitesinin hedef seçilmesinin nedeni Üniversite Rektörü Prof Dr Mustafa Akaydın’ın türban karşısındaki, bizim de desteklediğimiz, net tutumu ve üniversitedeki öğrenci tabanının ilerici, demokrat, antiemperyalist, cumhuriyetçi ve laisist karakteridir. İktidar ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, türban yasasında ona destek verenler bunu kabullenemiyorlar.

     Yurtta PKK bayrağının asıldığı, Türk bayrağının yakıldığı, meşhur “kız meselesi” iddiaları tamamen yalandır. Belli ki bu provokasyon planlıdır ve bunlar olmasa başka gerekçelerin uydurulması Türkiye’nin bugünkü koşullarında hiç de zor olmayacaktı. Bu iddialar bu olaylara zemin hazırlamak için pazarlanmıştır.

     Tam tersine, yurtlarda, eskiden beri, kendisini Ülkücü olarak tanımlayan öğrenci grubu, sayıca azınlıkta bulunan Kürt ve solcu öğrenciler üzerinde baskı kurmaktadır. Bu görüşten olup öğrenci olmayan insanlar yurtlara rahatça girip çıkabilmekte, yurttaki özel güvenlik elemanlarıyla gayet samimi ilişkilere girebilmektedir. Nitekim 6 Nisan Pazar günü bıçaklanan-yaralanan öğrencilerin üçü de Kürt’tür ve hiçbirisinin politik bir kimliği-tutumu yoktur. 

     Olayların başladığı 4 Nisan Cuma gecesi (Türkeş’in ölüm yıldönümü) de yurtlar önüne yine öğrenci olmayanların da aralarında bulunduğu 50-60 kişilik bir kalabalık toplanmış ve çevredeki öğrencilere tehditler yağdırmaya, sözlü olarak taciz etmeye başlamıştır. Grubun içinde kahverengi takım elbiseli, kirli sakallı, uzun boylu bir şahsın belindeki silahı herkes görmüştür. Grubun sözlü sataşmaları sonucu Kürt ve solcu öğrencilerden oluşan karşı grup ile kavga çıkmıştır.

     6 Nisan Pazar günkü olaylar ise tümüyle üniversite dışından gelen, öğrenci olmayan ülkücü grubun silahlı saldırısıyla başlamıştır. Sonuçta üç Kürt öğrenci değişik yerlerinden (bıçak da dahil) yaralanmış ve Üniversite hastanesine kaldırılmıştır.

     Yaralamaya neden olan saldırı sonrasında bu kez Kürt ve solcu öğrenciler toplanmışlar ve televizyonlara yansıyan, silahların da ateşlendiği kavga bu şekilde başlamıştır. Silahını ders verircesine göstere göstere kullanan sakallı şahıs işini bitirip, bazı polislerle de konuştuktan sonra merkezi kütüphanenin yanından üniversiteyi terk etmiştir. Rektör’ün de basına açıkladığı gibi bütün bunlar polisin gözü önünde olurken, polis, üzerlerine kurşun sıkılan öğrencileri darp ederek göz altına almıştır.

     En son olarak 8 Nisan Salı gecesi üç dört günlük ayrılıktan sonra yurttaki odalarına dönen ve hiçbir şekilde olaylara karışmamış dört öğrencinin odası yurda PKK’lı teröristler girdi provokasyonuyla yine 50-60 kişilik bir grup tarafından basılmıştır. Öğrenciler akrabalarına telefon etmişler ve son anda saldırganların elinden alınmışlardır. İddialara göre bu öğrencilerin odasını odayı basanlara gösteren de özel güvenliktir.

     Olaylar sonucunda yurtla ilişiği kesilen öğrencilerin tümü Kürt ve solcu olarak bilinenlerdir.

     Şu anda yurtlarda kesinlikle can güvenliği bulunmamaktadır. Ülkücü öğrenciler odaları aramakta, kendilerince terörist, PKK’lı diye kodladıkları öğrencileri saptamaya çalışmaktadır. Bütün bunların yurt yönetiminin ve özel güvenlik biriminin gözleri önünde olması anlamlıdır.

Değerli hocamız,

Şu anda üniversitemizde sanki Mc Carthici bir operasyon yürütülmektedir. İşin trajikomik tarafı gerçeklerin dinci basın tarafından tamamen ters çevrilerek pazarlanması ve bütün Kürt öğrencilerin, sol kimlikleriyle bilinen öğrencilerin ve PKK’lı olarak kodlanmasıdır.

Mektubumuzun başında üniversitemizin hedef olarak seçilmesinin iki nedenini belirtmiştik. Böyle bir üniversitenin dinci gerici çevrelerce hedef haline getirilebilmesinin en kolay yolu üniversitemizde PKK terör ve hakimiyetinin bulunduğu iddiasını işlemekti. Şimdi bunu yapıyorlar. Bunu yapıyorlar ve açıkça yapıyorlar. Hatta Rektör’ün bütün bunlara olanak tanıdığını bile ileri sürüyorlar. Anlaşılan Mc Carthicilik üniversite yönetimini de kapsayacak biçimde genişletiliyor. Ve yine Vakit gazetesi manşet atıyor “Kampus silah deposu” diye. Nerede o silahlar ?

Örneğin BBP genel başkanı 14 Mart günü üniversite içinde yapılan ve Eğitim Sen üniversite şubesinin, hekim ve öğretim üyelerinin destek verdiği genel sağlık sigortası karşıtı yürüyüşü neredeyse bir terör eylemi olarak niteliyor ve rektörü istifaya davet ediyor. Örneğin görevden alınan eski MHP il başkanı yerinde duramıyor ve tutuklanan ve hiçbir politik kimliği olmayan Kürt öğrencileri PKK yandaşı olarak kodluyor.

Biz bu oyunu gerçekten hatırlıyoruz: Nerede gericiliğe, liberalizme, Amerikancılığa, sömürüye, işbirlikçiliğe karşı antiemperyalist, kamucu, aydınlanmacı, sol bir kamuoyu gelişiyorsa oranın terörize edilmesi gerekir. Bu bir kontrgerilla taktiğidir. 1980 öncesinde Maraş katliamının tetiklenmesine neden olan Çiçek sinemasının bombalanması olayında bombayı koyanın bir ülkü ocaklı (sonrasının milletvekili Ökkeş Şendiller) olduğu ve bombayı ülkü ocağının başkanından aldığı sonradan açığa çıkmıştı. Şimdi gizlenmeye gerek bile duymuyorlar. Ömer Ulusoy yakalandıktan sonra “Niye pişman olacağım” diyor, aynı dehşet dolu yüz ifadesiyle.

Değerli hocamız,

Bizler, bütün ilerici öğrenci, öğretim üyesi ve üniversite çalışanlarını bu provokasyonları boşa çıkarmaya, üniversiteleri yurtseverliğin, bilimin, aydınlanmacılığın, yaratıcı düşüncenin ve kardeşliğin kalesi haline getirmeye çağırmaktayız. Korkup sinmek ve sesimizi kısmak da, “çatışma ortamı”na katkı koymak da aynı sonucu, onların istediği sonucu verecektir. Çünkü sermaye sınıfı bu kaos ortamlarında her türlü baskı araçlarını kullanabilmekte, istediği yasaları emekçi tepkileriyle karşılaşmaksızın onaylatabilmektedir. Bizler bu tür oyunları teşhir ederek Türk ve Kürt emekçilerinin arasının açılmasına izin vermeyeceğiz. Emperyalizmle, gericilikle, piyasacılıkla mücadele ancak ırk, din, dil, mezhep farkı gözetmeksizin tüm emekçilerin sermaye sınıfına karşı ortak cephede birleşmesiyle mümkündür.”

11/4/2008

OKUL ve ÜLKE MEMLEKET SEMİNERLERİ

                                                         
    Yurtsever Liselilerin ortak yayını olan Okul ve Ülke dergisinin tertiplediği senimer programı açıklandı. Seminerde; Cumhuriyet "mazi" mi oluyor? Gençlik hareketinde "Deniz" bitti mi? Türkiye bugünkü gibi giderse?.. ve Sosyalizmden başka çözüm var mı? başlıklkarı tartışılacak. Seminerler İstanbul'da  beş ayrı  yerde yapılacak.
    
    Türkiye'nin içinden geçtiği bu sıkıntılı dönemde bazı kesimlerin gençleri siyasetten uzak tutarak bu ülkeyi daha rahat satmanın yolunu ararken Yurtseverliseliler memleketlerine sahip çıkmak için toplanıyor. Bu ülkeyi ABD ve AB emperyalizmine ve onların Türkiye'deki uşağı AKP'ye teslim etmeyeceklerini gösternek için tüm güçleri ile seminere katılacak olan Yurtseverliseliler tüm Yurtseverleri gençleri  ve öğrencileri memleketlerine sahip çıkmaya çağırıyor.

 Seminerlere ilgili daha detaylı bilgi almak için TIKLAYINIZ


10/4/2008

KİTLESEL, BİRLEŞİK, DEVRİMCİ 1 MAYIS

                                           

    9 Nisan 2008 Salı günü DİSK, KESK ve TÜRK-İŞ tarafından yapılan ortak açıklamada         1 Mayıs'ın Taksim'de 1 Mayıs Meydanı'nda "Sosyal adalet, eşitlik, bağımsızlık ve demokrasi için 1 Mayıs'ta omuz omuza Taksim'deyiz"  sloganıyla kutlanacağı açıklandı. HAK-İŞ ise SSGSS yasa tasarısında olduğu gibi yine hükümetten yana bir tavır sergileyerek 1 Mayıs'ı "Demokrasime Dokunma" sloganı ile Ankara'da yapılması çağrısında bulundu.

    DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün basın açıklamasında SGSS 12 Eylül’den bu yana işçilerin, emekçilerin karşılaştıkları en kapsamlı emek karşıtı harekâttır. Amaç sosyal devleti ortadan kaldırmak, her şeyi özelleştirmek olduğunu belirtti.


  Yapılan  açıklamaya destek veren Türkiye Komünist Partisi  bir  açıklama yaparak  DİSK, KESK  ve TÜRK-İŞ' in   aldığı bu kararının arkasında olduğunu belirtti